Biorezonans, psikolojik sorunları nasıl çözüyor?
Bizler aslında enerji varlıklarıyız. Atom ve elektronlardan oluştuğumuz için bütün hastalıklarımızın ve duygularımızın kaynağında enerji seviyemizdeki bozulmalar yatıyor. Buradaki bozulmalar psikolojik durumumuz açısından da bizi son derece olumsuz etkileyebiliyor.
Bilgisayarımıza bir virüs bulaştığında hemen bir antivirüs programı elde ediyoruz, bunu uyguladığımızda virütik bilgiyi siliyoruz; böylece bilgisayarımız tekrar normal haline dönüyor. İnsan vücudu da benzer şekilde çalışıyor. Oluşan bozukluğa karşı anti bilgi yollandığında sağlıklı çalışır hale geliyor. Stres, panik atak, anksiyete, depresyon, sosyal fobi, bipolar… Bu basit ve etkili yöntem pek çok psikolojik sorunda kullanılabiliyor.
Psikolojik sorunların belirtileri nelerdir?
Psikolojik sorunlar, kişinin duygu, düşünce, iletişim ve davranışlarındaki büyük değişimlerin bir bütünü olarak tanımlanıyor. “An”da olanlarla, yani çevresel ve psikolojik faktörlerle (yoğun iş yükü, iş kaybı, boşanma, sevgiliden ayrılma, bir yakının ölümü, tecavüz veya kaza gibi travmalar, madde bağımlılığı, mevsimsel değişiklikler, vb.) ortaya çıkabiliyor; geçmiş yaşamdaki olaylarla -örneğin çocuklukla- ilintili olabiliyor; doğum öncesi (prenatal) hasar veya genetik faktörlerle (vb.) gelişebiliyor. Genetik faktörler, psikolojik sorunların oluşmasında en önemli etken olarak öne çıkıyor.
Kişiden kişiye değişmekle birlikte psikolojik sorunlar; umutsuzluk, yorgunluk, halsizlik, konsantrasyon bozukluğu, kendini kötü hissetme, yalnız kalma isteği, iştahsızlık veya fazla iştah, mide rahatsızlıkları, uyku düzeni bozukluğu, kas ağrıları, baş ağrıları, iletişim kurmaktan kaçınma, duş alma gibi kişisel bakım rutinlerden kaçınma gibi semptomlarla kendini belli ediyor. Bir tedavi gerçekleşmezse kişide yaşam hazzının ve üretkenliğin iyice azalması, öfke nöbetleri, şiddet eğilimi, intihar meyli, fiziksel rahatsızlıkların artması gibi sorunlar oluşabiliyor.
Tedavi nasıl yapılıyor?
Psikolojik rahatsızlıklarda tanı, psikologlar veya psikiyatrlar tarafından konuluyor; psikanaliz yöntemi veya ilaç desteğiyle tedavi edilebiliyor. Biorezonans terapisi de psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde kayda değer başarılar sağlıyor. Örneğin, mutluluk hormonu olarak tanımlanan seratonin ve endorfin hormonlarının miktarını yükseltiyor. Biorezonans terapisine özel kan testiyle vücudu etkileyen, yoran ve gerginlik yapan, stres yaratan çevresel faktörler de saptanıyor. Ardından psikolojik duruma etki eden toksin, alerjen, virüs ve bakteri gibi hücresel stres sorunları ortadan kaldırılıyor. Hücresel stres konusu önemli, çünkü kişinin psikolojik durumunu olumsuz etkiliyor, dayanma ve direnme gücünün azalmasına neden oluyor. Ayrıca biorezonans, psikolojik sorunlar nedeniyle psikiyatrların verdiği ilaçların etkinliğini de artırıyor.
Sıkça sorulan sorular
İnsan vücudu enerji düzeyleri içeren bir sistem olarak görülmektedir. Psikolojik bozulmalar da bu enerji dengesizliklerinden kaynaklanır. Biorezonans terapisi, vücuttaki toksinler, alerjenler, virüsler ya da hücresel stres unsurları gibi “negatif etkiler”i tespit edip bunlara karşı “anti-frekans” göndermek suretiyle bu dengesizlikleri düzeltmeyi amaçlar. Böylece stres, panik atak, anksiyete, depresyon gibi durumların iyileştirilmesine yardımcı olduğu ileri sürülür.
Psikolojik sorunlar şu belirtilerle ortaya çıkabilir: umutsuzluk, yorgunluk, halsizlik, konsantrasyon bozukluğu, kendini kötü hissetme, yalnız kalma isteği, iştahsızlık ya da fazla iştah, mide rahatsızlıkları, uyku düzeni bozukluğu, kas ya da baş ağrıları, iletişimden kaçınma ya da kişisel bakım rutinlerinden geri çekilme gibi durumlar. Bu tür semptomlar biorezonans uygulamalarında hedef alınan alanlar arasında sayılır.
Hayır; psikolojik rahatsızlıklarda tanı genellikle psikolog ya da psikiyatristler tarafından konur ve geleneksel yöntemler (psikanaliz, ilaç tedavisi vb.) devreye girer. Biorezonans, bu tedavilere “destek” niteliğinde kullanılabilir. Biorezonansın seratonin ve endorfin hormonlarının seviyelerini artırabileceği, ilaçların etkinliğini yükselten bir tamamlayıcı rol oynayabileceği ileri sürülüyor.
