Op. Dr. Hasan İlkehan, Çağla Tuğba Selveroğlu’nun Podcast’ine Konuk Oldu

  • 17 Kasım 2025
  • blog

Op. Dr. Hasan İlkehan, Çağla Tuğba Selveroğlu’nun Podcast’ine Konuk Oldu

Biorezonans Terapisi ve Çocuklarda Alerji Tedavisi

Kliniğimizin kurucusu ve Türkiye’de biorezonans terapisinin öncülerinden olan Op. Dr. Hasan İlkehan ve biorezonans terapisti Ebru Dinçer İlkehan, klinik psikolog Çağla Tuğba Selveroğlu’nun Spotify’daki “Çocuğun Dünyasına Eşlik Edenler” başlıklı podcast’ine konuk oldu.

“Biorezonans ve Çocuklarda Alerji Tedavisi” konulu podcast’te Op. Dr. Hasan İlkehan ve Ebru Dinçer İlkehan, çocuklarda alerji sorununun biorezonans ile nasıl desteklenebileceğini anlattılar; Çağla Tuğba Selveroğlu’nun sorularını yanıtladılar: Biorezonans terapisi nedir ve nasıl çalışır, çocuklarda solunum ve besin alerjilerine yaklaşım nasıl farklılık gösterir, alerjik astım ve solunum yolu problemlerinde biorezonansın etkisi nedir, besin alerjilerinin kaynağı nasıl tespit edilir, süreç nasıl ilerler, biorezonansın bağışıklık sistemi üzerindeki uzun dönemli katkıları nelerdir?..

Çağla Tuğba Selveroğlu: Benim şifa yolculuğumun yol arkadaşlarısınız. Kafamın karıştığı yerlerde detaylı bilgiler verip benim zihnimin berraklaşmasını sağlayıp bu yolculukta bana şefkatle eşlik eden uzmanlarsınız. Hoş geldiniz! Sizleri tanıyabilir miyiz?

Hasan İlkehan: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra uzmanlığımı çocuk cerrahisi alanında yaptım. Çocuklarla çalışmanın ne kadar büyük bir keyif olduğunu ve beni ne kadar mutlu ettiğini gördüğüm için bu kararı vermiştim. Uzun yıllar çocuk cerrahı olarak çalıştıktan sonra biorezonans ile tanıştım. Tanışma sebebim alerji hastası olmamdı. Klasik tıp mantığıyla herhangi bir çözüm üretemeyince başka bir çözüm bulmaya çalıştım. Bu arayışım beni biorezonans ile buluşturdu ve alerjilerimden kurtuldum. Biorezonans, o zamanlar Türkiye’de yoktu. Bir süre sonra İtalya’dan bir firmanın temsilcileriyle tanıştım. Türkiye’ye cihazların gelmesiyle birlikte bu alanda çalışmaya başladım.

Çağla Tuğba Selveroğlu: Ebru Hanım’ın da benim hayatımda çok önemli katkıları var. Tedavi sürecimde aralarda her sorduğum soruya şefkatle cevap verdi, zihnimde kapılar açtı. Siz nasıl tanıştınız biorezonans ile Ebru Hanım?

Ebru Dinçer İlkehan: Biorezonans ile 17 yıl önce tanıştım. Her maddenin kendine ait bir frekansı var; sağlıklı organların da hastalığı yaratan patolojilerin de etraftaki tozun da… Sağlıklı organın frekansını neyin bozduğuna test sistemiyle bakıp, o maddenin ters frekansını yolladığınızda ve bu şekilde nötrleştirdiğinizde organ sağlıklı haline geri dönüyor. Bu mantığı içime çok sindirdim, sonra da biorezonansın peşini hiç bırakmadım. Hem yan etkisiz hem de konforlu bir tedavi yöntemi. Hastalarımız buraya gelince bir buçuk saat bir koltukta oturarak frekans tedavisi alıyorlar. İsterlerse kitap okuyorlar. Canları sıkılmasın diye çocuk hastalarımıza boyama da yaptırabiliyoruz.

“En küçük hastamız 40 günlüktü”

Çağla Tuğba Selveroğlu: Çocuklarda daha çok hangi yaş grubuyla çalışıyorsunuz?

Ebru Dinçer İlkehan: Biorezonans çalıştığımız en küçük hasta 40 günlüktü; bağırsakları kanıyordu. Nedenleri belirleyip küçük hastamızın tedavisini gerçekleştirdik. Bu örnekteki gibi yeni doğan dahil her yaş grubundan çocuk hastamız var. Zaten biorezonans için bir yaş sınırı yok, 80 yaşlarında hastalarımız da var. Sadece bebeğe verilen frekansın etkisinin ileri yaştakilere verilenden daha yüksek olduğunu söyleyebilirim.

Çağla Tuğba Selveroğlu: Biorezonans ile hangi hastalık gruplarında çalışılıyor ve çocuk alerjilerinde nasıl ilerleniyor?

Hasan İlkehan: Biorezonans terapisi, frekans tıbbı olarak nitelendiriliyor ve bu yöntemi frekans bozulmalarının olduğu her yerde kullanmak mümkün. Sağlıklı frekans ürettiğimiz dönemlerde “sağlıklı bir insan” olarak nitelendiriliyoruz. Ama mesela diziniz ağrıyorsa dizinizin frekansı bozulmuş demektir veya grip olmuşsanız başka frekanslar ortaya çıkmıştır. “Hastalık var” dediğimizde aslında oradaki frekansın bozulmasından bahsediyoruzdur. Biorezonans terapisi için kullandığımız cihazlar, bilgisayar kontrollü frekanslar ve frekans jeneratörleridir. Ağrı ve gripten kansere kadar her hastalıkta frekans terapilerini kullanmak mümkün. Bunun için yapılabilecek en iyi şey ise iyi bir biorezonans eğitimi ve tıbbı bilgiyle donatılmış terapistlerle bu süreci yürütmek olmalı. Ben çok uzun yıllardır ilaç kullanmıyorum. Hayatım kimyasal tıptan fiziksel frekans tıbbına dönüştü. Tabii ki hâlâ klasik tıpçıyım aynı zamanda ve tabii ki gerekli durumlarda ilaç kullanılmalı. Sadece ilaçsız çözüm üretme şansımızın da olduğunu belirtmek istiyorum; frekans tıbbı bu kolaylığı sağlıyor. Biorezonans ile yapılabilecek en önemli şey ise bence bu teknolojiyi koruyucu amaçla kullanmak. En büyük hayalim insanların hasta olmadan, check-up mantığıyla biorezonans terapi kliniklerine başvurması ve buralarda koruyucu terapiler alması; fiziksel beden henüz bozulmadan frekanstaki bozulmanın giderilmesi ve bu şekilde fiziksel bozulmaların önüne geçilmesi. Bu durum inanıyorum ki önümüzdeki dönemlerde mümkün olacaktır. Hayalim budur.

Çağla Tuğba Selveroğlu: Bence bu sözlerinizle frekans bozulması biraz daha netleşti. Bedenin verdiği her sinyal aslında bize bir frekans bozulmasını söylüyor. Biorezonans da bunda etkili. Ama sadece bir fiziksel durumdan bahsetmiyoruz, değil mi? Ruhsal sorunlar için de bundan destek alınabiliyor mu?

Hasan İlkehan: Kesinlikle. Biorezonansın aynı zamanda ruhsal bozulmalara, bilinçaltında “tutsak duygu” dediğimiz duruma, bu blokajların giderilmesine, serotonin üretiminin düzenlenmesine, bağırsak florasının düzenlenmesine bir katkı sunduğunu biliyoruz. Beyin dengelenmesi, bilinçaltının rahatlatılması, duygu detoksu çalışmalarıyla insanların duygusal olarak rahatlatılması da mümkün.

Çağla Tuğba Selveroğlu: Size psikiyatride tanı almış çocuklar da geliyor. Gelişimsel sorun yaşayan çocuklar, otizmli çocuklar… Çocuk ruh sağlığında hangi gruplarla çalışıyorsunuz?

Ebru Dinçer İlkehan: Daha çok 6-8 yaş aralığındaki çocuklar hiperaktivite, odaklanma ve otizm gibi sorunlarla geliyor. Çocukları bu duruma gıda intoleransları mı, aşılar mı, ağır metaller mi getiriyor? Beyin ve kan bariyer sistemini aşarak beyne giren virüsler, bakteriler, ağır metaller çocukların doğru davranış şekillerini bozuyor. Bağırsak sisteminin bozulması da önemli bir etken. Gıdaların, özellikle buğdayın geniyle oynanmasının da etken olduğu düşünülüyor. Dolayısıyla çocuklar şimdi daha fazla hasta olmaya başladı; odaklanmakta, ilişki kurmakta, konuşmada problem yaşıyorlar. Artık çok fazla otizm var, otizmin çok fazla tipi var.  Ama yine de altındaki sebep ağır metaller, toksik yükler, hazır gıdalardaki gıda koruyucular, alerjiler… Hepsi etken oldu ve biz hepsini toparlamaya çalışıyoruz.

 

İyileşmeyi bozan 5 sebep

Çağla Tuğba Selveroğlu: Son dönemde her yaş grubunda çok fazla hastalık görüyoruz. Hayatım boyunca duymadığım kadar salgın var. Çocukların mı bağışıklığı zayıfladı yoksa paketli gıdalar, gıdaların genetiğiyle oynanması gibi durumlar mı etkili oldu? Neden çocuklarda solunum alerjileri, beslenme alerjileri, fiziksel sorunlar bu kadar fazla çıkıyor artık?

Op. Dr. Hasan İlkehan: İnsanlar iyileşme yeteneğiyle doğuyor. Herhangi bir yerinde hasar olduğunda, örneğin kişinin parmağı kesildiğinde vücut bunu kolayca, birkaç hafta içinde iz bırakmayacak şekilde iyileştiriyor. Ama son zamanlardaki gelişmeler, özellikle gıda sektöründeki kirlenmeler, kullanılan bazı kimyasal maddeler ve elektromanyetik kirlilikler, çocukların bağışıklık sistemini olağanüstü bozuyor. Bunun neticesinde de çocukların hastalıkları direnci azalıyor. İyileşmeyi bozan en önemli sebepler nedir derseniz, 5 başlık altında hemen sıralayabiliriz: Bir tanesi genetik özellikler. Genetik özellikleri biorezonans tıbbıyla değiştiremeyiz. İkinci başat faktör ise alerjiler. Gözden çok kaçıyor ama alerjiler çok önemli bir konu. Son 10 yılda 8 kat arttı; çok ciddi bir rakamdır bu. Örneğin, çölyak ve diyabet hastalığı 3 kat arttı. Kanser hastalığı ciddi bir artış gösteriyor. Yani kronik hastalıklar çağına girdik. Tıp camiasında “Kronik hastalıklar tsunamisi geliyor” diye bir cümle kullanılır. Kronik hastalıklar çağında iyileşme yeteneğimizi bozan olgulardan bahsetmemiz lazım. Genetik sorunlar ve alerjiler dışında diğer üç başlık ise mikrobik dengesizlikler, elektromanyetik kirlilikler ve çevresel toksinler. Bunların neticesinde iyileşme yeteneği gereken cevabı veremiyor ve hastalıklar ortaya çıkıyor. Bunları düzeltebilmek adına da frekans tıbbını kullanmayı öneriyoruz.

Otizm son 10 yılda 25 kat arttı. Hacettepe Üniversitesi’ndeyken otizm vakası hiç görmedim, 80’li yıllardan bahsediyorum. Ama şu anda neredeyse her sınıfta otizmli veya dikkat eksikliği olan çocuk var. Otizme sebep olan en önemli konunun alerjiler olduğunu düşünüyorum. Çünkü alerjiler, özellikle süt alerjisi çocukların beyinsel gelişiminde veya reaksiyonlarında çok ciddi bir bozulma yaratabiliyor. Çok önemli örnekler gördüm ve size 10 sene önce başıma gelen bir örnekten bahsedebilirim: Çocuk ilkokul birinci sınıftaydı, ikinci sömestre gelindiğinde 3 tane okul değiştirmek zorunda kalmıştı. Bana başvurduklarında çocuğu zapt etmek, 10 dakika oturtmak mümkün değildi. Bu çocuğa biorezonans terapisi ile süt ve aşı alerjisi çalıştım. İkinci ayın sonunda çocuk 68 sayfalık kitabı bir oturuşta bitirmiş, annesi gözyaşları içinde bize gelmişti. Hiç unutmam o sahneyi. Sonuçta “okul birincisi” olarak kurdelesini takan bir çocuk oldu.

Çağla Tuğba Selveroğlu: Anladığıma göre her yerde frekans bozulması yaşayan bir sürü insan var ve bunun farkında değiller. Sürekli farmakolojik şekilde tedavi alıyorlar ama aslında kök neden ne diye düşünmüyorlar. Birazdan alerjileri detaylı soracağım ama öncesinde biorezonansda nasıl bir değerlendirme süreci olduğunu merak ediyorum.

Hasan İlkehan: Hasta bize ilk başvurduğunda elektronik tarama testleri ve kan testi yapıyoruz. Kan testinde alerjilere, mikrobik geçmişe, ağır metal ve toksik yüklere bakıyoruz. Tarama testlerinde hangi organların düzgün çalışmadığını dokümante ediyoruz. Sonrasında hangi frekanslarla organınıza müdahil olacağımıza dair bir plan yapıyoruz. Saptadığımız sorunların vücuttan atılması veya silinmesi için çalışıyoruz. Her vücudun kendine özgü bir frekans havuzu var; örneğin bu havuzda 10 yaşındayken yaşadığınız bir hastalığın frekansını da taşıyor olabilirsiniz…

Bazen hastalarımı “sizin kalbiniz iyi frekans üretmiyor” diyerek kardiyoloji uzmanlarına gönderirim. Kişi farkında değil ama kalp damarı tıkanmış örneğin. Her sene iki üç kişi stent taktırıp tekrar gelir. Kardiyolog arkadaşlarımın, “Bana bu hastayı göndermeseydin yüzde 50 ihtimalle bir sene içinde ölmüş olurdu” dediği olur.

Terapi süreci, bütüncül olarak yapmamız gereken şeyler olduğundan başlangıçta biraz yavaş çalışıyor gibi görünebilir. Örneğin, dizim ağrıyor diye gelen hastaya karaciğer, çene, boyun, bağışıklık sistemi çalışabiliyorum veya alerjiler ve ağır metaller… Dize sonra sıra geliyor. Tüm bu nedenlerle biorezonans sistematiği yavaş çalışıyormuş gibi gözükebilir ama ancak bu şekilde çeşitli alanlarda ve bütüncül olarak ilerlemem mümkün oluyor.

“Tehlikeli konuları 6 ay ila 2 sene öncesinden görme şansımız oluyor”

Çağla Tuğba Selveroğlu: Biorezonans terapisi ile check-up da yapılıyor; tam da sizin hayal ettiğiniz gibi. O yüzden aslında herhangi bir tanısı olmayan insanların da biorezonansa gelip bir tarama yaptırması iyi olurmuş gibi geldi bana. Siz ne dersiniz?

Hasan İlkehan: Benim hayalim budur! Önümüzdeki yıllarda, bu sistem daha da yaygınlaştığında, “böyle bir teknik var ve yararlanmak istiyorum” diye gelenler olur diye hayal ediyorum. Aslında bu sistemi koruyucu amaçla kullanmak lazım. Çünkü biraz önce stent örneğinde belirttiğim gibi tehlikeli konuları 6 ay ila 2 sene öncesinden görme şansımız oluyor. Hasta, “kalbimde sorun yok, akciğer ve karaciğer testlerim yapıldı veya midem iyi” diyor. Bir hafta sonrasında ise “hocam midem ekşimeye başladı, sen gecen hafta söylemiştin” gibi açıklamalarda bulunuyor. Biorezonans bunlara benzer öngörülerde bulunma şansı veriyor. Bu nedenle ideali nedir derseniz, koruyucu amaçla kullanmaktır derim.

Çağla Tuğba Selveroğlu: Gördüğüm kadarıyla son dönemde çocuklarda solunum ve besin alerjileri yoğun. Siz çalışırken hangi grup solunum ve hangi grup besin alerjileri görüyorsunuz?

Ebru Dinçer İlkehan: Daha çok besin alerjisi görüyoruz. Hasta egzama olmuş ya da kaşınıyor, bazen de solunum diye gelebiliyor. Ama şöyle bir ayrıntı var. Akupunktur mantığında baktığımızda akciğer ve kalın bağırsak aynı elementin altında çalışırlar. Yani önce biri hastalanır, sonra diğeri ve birbirinden enerji çalarlar. Cilt hastalığıyla akciğer aynı elementin altındadır ve sonrasında eklem gelir. Yetişkinlerde de ekleme döner. Önce bağırsak bozuluyor, sonra bu iş cilde yansıyor, sonra da astıma dönebiliyor. Bazen de hasta örneğin koşarken nefes almakta güçlük çekiyor. Oysa beden bir bütün. Bazen nefeste bazen ciltte sorun çıkabiliyor.

“Çocuklarda alerji varsa bu sorun mutlaka biorezonans ile çözülmeli”

Çağla Tuğba Selveroğlu: Biorezonans, alerji tedavilerine nasıl yaklaşıyor?

Hasan İlkehan: Alerji hastalıkları söz konusu olduğunda ilk başvurulan yer bence biorezonans terapisi olmalı. Çünkü ilk olarak teşhiste çok işe yarıyor. Yani klasik tıp mantığıyla veya klasik hastane testleriyle saptanamayan birçok alerjiyi biorezonans kan testiyle tespit ediyor, sonrasında tedavi edebiliyoruz. Alerji tanısı almış her çocuğun biorezonans terapisi almasını tavsiye ediyorum. Hayat boyu süt içmeyecek, çilek yemeyecek gibi cümleleri duymaktansa iki üç ay süren bir tedaviyle bu yiyecek yasaklarından kurtulması veya sevdiği bir kedisi varsa onunla beraber oynar hale gelmesi mümkün olabiliyor. Biorezonans terapisinin alerjiler konusunda en sevdiğim tarafı, 2-4 ay gibi bir süreyle bazı diyetler yaparak kişinin normal hayata döndürebilmesi. Bir başka avantaj ise aileleri anti-alerjen madde kullanmak gibi çok büyük bir masraftan kurtarabilmesi. Alerji sorunu olan çocukları tedavi etmeyi çok seviyorum. Çünkü bu yavrucaklar, alerji sorunları büyüdüklerinde de devam ederse çok ağır hastalıklarla karşılaşma riski altındalar. Biorezonansın çocukların hem zihinsel melekelerinin gelişmesi hem boyunun posunun gelişmesi hem de bağırsak florasının gelişmesi adına çok önemli bir yaklaşım ve tedavi tekniği. Çocuklarda alerji varsa bu sorun mutlaka biorezonans ile çözülmeli. Çocuklarla 25 yıldır çalışan bir çocuk cerrahı olarak bunu çok net söyleyebilirim. Peki, alerjilerde biorezonansın başarısı yüzde 100 mü? Tıpta iki kere iki dört etmediği gibi biorezonansta da yüzde 100 tedavi diye bir şey yok. Genelde yüzde 85-90 oranında insan mutlu ayrılır.  Ama bu oran çok büyük bir şanstır. Normal ilaçlarla tedavi şansı ise yüzde sıfırdır neredeyse. Hastanede çalıştığım dönemde çocukları 8-10 yaşına kadar antibiyotik ve antisistamikler ile idare edebilirsek, çocuk yüzde 70-80 olasılıkla alerjisi olmadan hayata devam edecek zannederdik. Halbuki iş öyle değil, alerji ömür boyu yakasını bırakmıyor. En önemlisi de bağırsak florası antibiyotikler nedeniyle bozuluyor. Bu da hastalıklara maruz kalma adına çok ciddi bir sorun yaratıyor. Mesela otoimmün hastalıklar, bağışıklık sisteminin randımanlı çalışmaması, romatizmal hastalıklar, bağırsak sorunları… Bu yüzden çocukların tedavisi hiç ihmal edilmemesi gereken bir konu.

Çağla Tuğba Selveroğlu: Çok fazla kolik bebek görüyoruz, kanlı kakalar, gaz sancısı, uyku problemleri, beslenme zorlukları, kusmalar, karın ağrıları… Anne babalar, çocuklarında semptomlar gördüklerinde birçok doktora gidiyorlar, testler yapılıyor. Çocuklar biorezonans terapisine geldiklerinde sizin söylediğiniz taramalarla beraber gerçekten tüm alerjenleri ortadan kaldıracak alanlar ortaya çıkıyor mu?

Hasan İlkehan: Yaptığımız alerji testleri, kan üzerinden ve frekanslarla bakılan testler. Kronik alerjileri ve maskeli alerjiler olarak adlandırdığımız alerjileri görme şansımız oluyor. Örneğin ben 3 sene alerji hastalığını çektim; süt alerjim olduğunu bana hiçbir test söylememişti. Frekans testiyle süt alerjim olduğunu gördüm ve tedavi ettiğimde de iyileştim. O zaman bu sisteme inancım pekişti. Çünkü 3 senelik bir test ve tedavi sürecinde süt alerjim olduğunu bile bulamamıştım. Doktor olduğum halde, düşünün. Ama biorezonans tekniği ile bunun teşhisini ve tedavisi yapıp normal halime dönünce bu sistemi tanıtmak lazım, dedim. Bu sistemin yaygınlaşması mantığıyla neredeyse 20 yıldır çalışıyorum. Çok sayıda iyileşme tablosu da gördüğüm için biorezonansa inancımla bu yolda ilerliyorum.

Çağla Tuğba Selveroğlu: Çocuklarda solunum alerjileri de çok arttı. Biorezonans alerjik astıma ve solunum alerjilerine destek olan bir tedavi tekniği mi?

Hasan İlkehan: Aslında özünde aynı şeyden bahsediyoruz. Alerji, değişik şekillerde insanlarda bulgular veriyor. Kimilerinde cilt kimilerinde solunum sorunları yaratıyor. Haşimato gibi hastalıkların temelinde de aslında alerjik sorunlar var. Özünde alerjik sorununuz varsa alerjik astım da olabilirsiniz, dikkat eksikliğine de maruz kalabilirsiniz, eklem rahatsızlıkları da olabilir. Şunu bu madde, bunu bu madde yapıyor diye ayırmaktan ziyade alerjiyi bir bütün olarak düşünmek lazım. Alerji test ve terapisi diye düşünmek lazım. Alerjiyi nasıl test edeceğiz, nasıl terapi edeceğiz? Bu yolda eğer uygun bir teknik saptamışsanız ve o yolda ilerliyorsanız zaten neticesi çok büyük olasılıkla başarılı olacaktır. Hayatınıza büyük bir değişiklik katıyor; yüzde 100 değil elbette. Ama örneğin bazı besinleri yiyebilir hale geliyorsunuz, çok sevdiğiniz kedimizle aynı evde yaşayabiliyorsunuz, çok sevdiğiniz parfümünüzü sıkabiliyorsunuz…

“Ana konu, iyileşme yeteneğinin önündeki ana engeli kaldırmak”

Çağla Tuğba Selveroğlu: Bir hastalık başka bir hastalığı da getiriyor ve bunlar kümülatif olarak başka hastalıkları tetikleyen zincirleme bir reaksiyona neden olabiliyor. Ama bir tane hastalık bile bana bedenimde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğuna dair kocaman bir sinyal veriyor. Biorezonans buradan yola çıkıp erkenden bunun toparlanmasına yardımcı olduğunda aslında uzun vadede sistemi kurtarmış oluyor, değil mi?

Hasan İlkehan: Aslında burada bahsedilen iyileşmenin önündeki engelleri kaldırmak. İyileşme yeteneğinin önünde bir engel olduğunda, iyileşme süreçleri bozulduğu için herkesin farklı yerinde hastalıklar ortaya çıkıyor. Demek ki ana konu, iyileşme yeteneğinin önündeki ana engeli kaldırmak. Biorezonans bu konuda bize çok yardımcı oluyor. Özellikle alerjileri çözerek, mikrobiyolojik geçmişinizi temizleyerek, bağırsak florasında destek olarak, ihtiyacı olan organları destekleyerek. Sağlık konusunda çok ciddi destekleyici bir unsur oluyor.

Çağla Tuğba Selveroğlu: Çocuklar kapıdan girdikten sonra onların tedaviye katılımını, iş birliğini ve devamlılığını sağlamak için neler yapıyorsunuz?

Ebru Dinçer İlkehan: Boyama yapmayı sevmiyor olsalar bile buraya gelince seviyorlar diyebilirim. Şöyle bir sistem gelişirdik: Çocukları tedavi ettiğimiz odanın kapısına daha önce hastamız olan çocukların boyadığı resimleri asıyoruz; bu çok işe yarıyor. Elektromanyetik kirlilik içermeyen diğer oyuncaklarla oynayabiliyorlar. Yap-bozlar ve ahşap oyuncaklarımız da var. Bunlarla çocukları oyalamayı başarıyoruz. Anneler bile bazen inanamıyorlar.

Çağla Tuğba Selveroğlu: Bütün ekibin oyuncu bir dile sahip olduğunun farkındayım. Parmak sallamıyorsunuz kesinlikle, o yüzden çocuklar güvende hissediyorlar. Onların dilini benimseyen, onların yaşadığı zorluğu anlayan bir ekipsiniz ama ebeveyn de önemli. Onlara nasıl bilgi veriyorsunuz?

Hasan İlkehan: Çocukların oyalanması veya olaya katılımlarının sağlanması mümkün; bunu zaten gözlemliyoruz. Ama çocukların gözden kaçırılmaması gereken bir özelliği de bazı şeyleri çok net hissetmeleri ve açık yüreklilikle ifade etmeleri. Çocuk burada o güveni ve sevgiyle yaklaşıldığını hissettiğinde, canının yakılmadığını ve dürüst davranıldığını gördüğünde, bilgi aldığında, her geçen gün daha iyiye gittiğini ve şikayetlerinin azaldığını fark ettiğinde bunu size sözel olarak ifade etmese bile buraya güvenle geliyor. O güveni ve iyileşme sürecinin çocuklar tarafından hissedilmesini sağlamak en önemli konu oluyor. Ailelerden en önemli beklentim, çocukların korkutulmamaları konusunda. Hastane, hekim, sağlık süreçlerinde çocukları korkutmamak ve yapılacaklar konusunda onlara dürüst olmak lazım.

 

  • Podcast’i aşağıdaki linkten dinleyebilirsiniz.

https://open.spotify.com/episode/3qeZgX7m9se86xLGbF1YlF?si=vrwl9g1JQWaXhi23oIi9ig&nd=1&dlsi=cd2cd29c64784d2e